18 Şubat 2014 Salı

“Önce ekmek gelir, sonra ahlak-Bertolt Brecht”

İngiltere-Prusya 7 Fransa 6
Tarih: 13.02.2014 Perşembe
Mekan: Waterloo Brüksel
Art: Barok
Spor Kayakla Atlama Buz Hokeyi
Enstrüman Mızıka Balalayka
Branş Blues Country
Balık Mezgit Çinekop
Lokanta Kadı Nimet Foça
TV Samsung Sony
Ders Hayat Bilgisi Vatandaşlık Bilgisi
1 Refik ** Cüneyt **
2 Bora ** Sezai ***
3 Turgut Y. *** Sercan **
4 Serkan *** Bülent **
5 Burak *** Ekrem **
6 Kaan ** Barış **
7 Murat ** Özgür ***


İlle de görmek için mi beklenir güzel günler
Beklemek de güzel
-SUNU

Tarihler 18 Haziran 1815’i gösteriyordu. Avrupa'nın kaderi tek bir gecede çizilecekti. Mavi urbalı Fransızlar ile kırmızı urbalı İngilizler, Belçika'nın Brüksel şehri yakınlarındaki Waterloo kasabasında süngü süngüye, göğüs göğüse amansız bir mücadeleye giriştiler. Top mermilerinden toprağın altı üstüne geliyor, yakılan barutun hesabı tutulamıyordu. Fransız ordusunu hayatın kendisinden çok daha büyük küçük general Napolyon komuta ederken, İngiliz ordusunu başında Dük Wellington, Prusya ordusunun başında ise Gebhard von Blücher vardı.

Bu dünyada iki güç vardır, kılıç ve ruh. Sonunda ruh daima kılıca galip gelir diyen Napolyon şafakla birlikte cepheden saldırıya geçiyordu. Savaş Fransızların lehine seyrederken süvari birliklerinin yanlış manevrasıyla kontrol İngilizlere geçiyordu. Prusyalıların da yardıma yetişmesiyle birlikte Fransızları hiçte parlak saatler beklemiyordu. Geri çekilerek kayıplarını azaltacaklarını düşünen Fransızlar bir hata daha yapıyor toplu imhadan kaçamıyorlardı. Kayıp her iki taraf içinde öylesine büyüktü ki Wellington “Kaybedilen bir harpten sonraki en feci şey, kazanılmış bir muharebedir!” diyordu.

Fransa’da, Cüneyt kale çizgisini müdafa etmekle meşgul, defansta oynayan Sezai rakip sahaya parapet kanallar döşemiş yüksek tansiyonlu ara ara bol presli oynuyor. Sercan pas trafiğini yönetmeye çalışırken, Bülent kendini takım içinde irtibatı güçlendirmeye vakfetmiş. Ekrem orta alanda cansiperane işler çıkarırken, Barış sağ kanattan gedik açma peşinde. Özgür gol yollarına kurşun dökmüş, civa misali rakip sahaya akıyordu.

İngiltere-Prusya’da, kalede Refik olağan perfoansını sahnelerken, Bora, libero pozisyonunda dinamoyu ivmelendirme peşine düşmüş. Turgut Y. Sol kanatta yerini yadırgıyor olsa da cephe ortamına çok rahat uyum sağlıyordu. Serkan, anyondan katyona elektron misali akarken,  Burak   şoselerde mayın patlatıp, rakip savunmanın gönyesini zedeliyordu. Kaan skor üretim merkezine konuşlanmış, istishali seriye bağlamaya çalışıyordu. Hücumda Murat, kritik eşiği aşmış yüzde biri zorluyordu.

Kılıç kullanan kol yorulur; fakat saban kullanan kol her gün daha çok kuvvetlenir, her gün daha çok sahip olurmuş derler. Medeniyet bile kara sabanla başlamış. Uygarlıklar üretim kapasitelerini arttırabildikleri ölçüde tarihe damga vurmuşlar. Bir kişinin şiar edinmesi gereken yegane düstur kol gücünü üretime döndürmek olmalıymış. Yürekten inanıyoruz.

Şartlar ve koşullar ne olursa olsun üretime ara vermeyenlerin kaybetmesi mümkün değildir. Misket bombaları patlasada, şarapneller saçılsada, ihtiraklı obüs mermileri uçuşsada üretime hiçbir zaman ara vermeyelim.

Hasadın keyfini çıkarmak istiyorsak düzenli bir şekilde toprağı sulamamız, işlememiz, ayrıkotlarını ayıklamamız gerekir. Her birimiz kendi bahçemizin bahçevanıyız bu hayatta. Unutmayalım ki bahçıvan yoksa bahçe de olmazmış dostlarım. Bahçelerimize iyi bakalım.

Samanyolu'na en yakın galaksi Andromeda’dan bildiren ketenhelvacı cümlemize iyi haftalar, başarılı hasatlar diler.
---------------
Mart Fırtına Takvimi
1 Mart : Fırtına
11 Mart : Kocakarı Fırtınası
12 Mart : Hüsum Fırtınası
24 Mart : Koz Kavuran Fırtınası
26 Mart : Çaylak Fırtınası
29 Mart :  Fırtına

Waterloo - Stonewall Jackson Lyrics
Waterloo Waterloo where will you meet your Waterloo
Every puppy has his day everybody has to pay everybody has to meet his Waterloo

Now ol' Adam was the first in history with an apple he was tempted and deceived
Just for spite the devil made him take a bite
And that's where ol' Adam met his Waterloo
Waterloo Waterloo...

Little General Napoleon of France tried to conquer the world but lost his pants
Met defeat known as Bonaparte's reterat and that's where Napoleon met his Waterloo
Waterloo Waterloo...

Now a feller who's darling proved untrue took her life but he lost his too
Now he swings where the little birdie sings
And that's where Tom Dooley met his Waterloo
Waterloo Waterloo...


“Kumarda kaybeden aşkta kazanır / Sfortuna al gioco ,fortune in amore”- İtalyan Atasözü

Shogun 10 Bonanza 6
Tarih: 09.01.2014 Perşembe
Mekan: Pensilvanya Ankara
Kort: Roland Garros
Kumar Tombala Fırdöndü
Armoni Tanita Tikaram Tracy Chapman
Şair Cemal Süreyya Nazım Hikmet
Aksiyon Kamikaze Harakiri
Sistem Ju Jitsu Aikido
Erenler Hacı Bektaş Sultan Veled
Meslek Baytar Kabzımal
Banka Osmanlı Halk
1 Mehmet *** Emre **
2 Barış *** Enver ***
3 Turgut T. ** Sezai **
4 Ekrem ** Özgür **
5 Alper ** Murat *****
6 Bora *** Kaan ***
Goller:
Bora 5 Kaan 3
Barış 5 Özgür 1
Sezai 1
Murat 1

yemin etmiştik küçük harflerle konuşmaya
cücelik dersleri almıştık çarşılardan
yeleleri çöl yelleri ile okşanan atlar gibiydik
dört nala sonsuzluğa koşan
ah ki gittikçe küçülen harflerle...
-KUMAŞ YALNIZLIKLARI

Fuji dağının kıraç platolarında şahika mücadelesi veren samuraygillerden Shogun ile Teksas’ın alize rüzgarları ile çoraklaşmış çiftliklerinde petrol zaferi peşinde heder olan Bonanzagillerin mücadelesine tanıklık ettik. Ardaşık çarpışmalar silsilesinden tavuk karası gözlerimiz değirmen taşı gibi açılayazdı. İradeler çarpıştı, kondisyonlar çarpıştı, yetenekler çarpıştı, kozlar çarpıştı. Shogun son düzlükte maça valesiyle enpas atıyor fazladan bir el yaparak maçı 10’a 6 kazanma başarısı gösteriyordu. Maçın özetini takiben aktivistlerin bireysel performanslarına geçelim isterseniz.

Shogun’da kalede Mehmet uçmadık şut, dokunmadık top bırakmıyor, bir parende atmadığı kalıyordu. Sağ bek oynayan Barış, çözüver düğmelerin göreyim siğnelerin nağmeleri eşliğinde hücum ağırlıklı oynuyordu. Libero Turgut nurlu paslar, narlı çalımlar atıyordu. Sol bek Ekrem, Obi-Wan Kenobi’nin güç bizimle olsun repliğini şiar etmiş, katı defans yapıyordu.  Alper ne çıkarsa bahtına deyip, rakip defansa sağ kanattan bindiriyordu. Buşido, savaşçının yolunu en iyi ben bilirm diyen Bora gollerden muson yağmurları oluşturuyordu.

Bonanzagillerde kalede Emre atakları kesmek için Voodoo’ya bel bağlamıştı. Enver, defansta çok çalışkandı, granitten dalgakıranlar oluşturma peşindeydi. Göbekte oynayan sezai, maestro görevini yapsada gol yollarında etkili olamıyordu. Sol açık Özgür, zayıf noktalara C4 yerleştirip rakip sette gedik açmakla meşguldü. Roninlerin isyanını sahaya çok güzel yansıtan Muratın çabaları galibiyete yetmiyordu. İleri uçta Kaan, Nazım Usta’dan feyz almış “O duvar, o duvarınız, vız gelir bize vız” nidalarıyla fütursuzca saldırıyordu.

Nihayetinde oyun Shogun’un galibiyeti ile noktalanırken, vız gelen Bonanza ofise tırıs gidiyordu.   

Gerçek ibadet, susup pusmak değil, konuşup düşünmek ardından da eyleme geçmekmiş. Hayat hiçkimseye acımamaktadır. Olanı kabullenmek, verilenle yetinmek yoktur yasamızda. Atalate kapılmak yok, vazgeçmek yok. Eyleme geçeriz, bileklerimizle yüreklerimizle ele ederiz hakkımız olanı. Ateşböceği sanılmaktan korkmadık hiç bir zaman. Biliyoruz ki hepimiz birer yıldızız.

Oyun bitip şah ve piyon aynı kutuya girerken Neşet Baba’nın deyişiyle bitirelim yazımızı. Ayaklarınızın turabı gönüllerinizin hizmetçisiyim. Bir sonraki maçta tekrar görüşmek üzere hoşçakalın.
---------------
Septisizm (kuşkuculuk): Birine mi baktın bilader?
Materyalizm (maddecilik): Et ete değecek aga…
Varoluşçuluk: Ben böyle hayatın çarkını tekerini
Hümanizm: Böyle konuş canımı ye.
Kantçı ahlak: Biz ayrıldığımız hatunun ayak topuğuna bile yan gözle bakmayız hacı.
Izafiyet (Görecelik): Yeşil Vadi bazen Seferoğulları’nındır bazen de Tellioğulları’nın


“Tanrı büyüktür,fakat orman ondan daha büyüktür.”-Kızılderili Atasözü

ÇOK FENA YAPARIM  24 EZİLDİK AMA AYAKTAYIZ 12
olduğu tahmin ediliyor diye abartılıyor
Tarih: 26.12.2013 Perşembe
Salon: Haldun Taner Musahipzade Celal
Stad: İzmir Atatürk
Stüdyo: Universal MGM
Türkü: Etek Sarı Mardin Kapısından Atlayamadım
Ressam Paul Gauguin Vasiliy Kandinskiy
Film Düğün Dernek Çalgı Çengi
Çakı Victorinox Wenger
Aparatçik Yo-yo Frizbi
Kanal Süveyş Panama
Peynir Gravyer Mihaliç
Ağaç Meşe Dut
1 Mehmet *** Refik **
2 Bora ***** Enver **
3 Barış ***** Kaan ***
4 Turgut T. *** Emre **
5 Murat *** Kürşat **
6 Ekrem *** Alper **
7 Turgut Y. **


yüzümde metresine dantelli don almış
taşralı tüccar mutluluğu var
yüzümde kırık bir şişeyi andıran
yanık izi var baba beni tahrik et
yaralı bir kuşun yanına göm beni
tek koluyla savaşarak tarihe geçen
bir halk kahramanı gibi abart kendini
- AŞK ÜÇ KİŞİLİKTİR

Taktik, yapacak bir şey olduğunda ne yapacağını bilmektir; strateji, yapacak bir şey olmadığında ne yapacağını bilmektir...-SAVIELLY TARTAKOWER

Postacı kapıyı iki kez çalarken, inisiyatif kapıyı nadiren iki kez çalarmış. Hamle sırası sizdeyse ve rakibinizin eylemlerine tepki vermek yerine eylemi siz yaratıyorsanız, oyunun akışını kontrol edersiniz. Hareketlilik, esneklik ve şaşırtmaca kazanma olasılığınızı arttıran temel faktörlerdir. Unutulmamalıdır ki tehdit her zaman için saldırıdan daha etkilidir. Bunu en iyi Spartaküs bilmektedir. Yenilmez Trakyalı inisiyatifi eline almış, eylemini öyle etkili yaratmıştır ki, Vezüv Yanardağında kalabalık Roma ordusunu yenilgiye uğratabilmiştir.

Spartaküs özgür olmayı kafasına koymuştu. Bu yolda fiziksel, astral, mental ve kozal tüm araçlarını Roma karşısında sahaya sürdü. Roma’nın üçüncü gözü açıldığında artık çok geç olmuştu. Küçük İskender hadisenin farkına o zamanlar varmış ve "biliyorum bundan sonrası yatağın yatağa omuz attığı, papağanın papağana silah çektiği, cesedin cesetle çılgınca raksettiği o uppuuzun cerahatle lal vakti!" diyerek bu dönüşüme şahitlik etmişti. Roma artık o kadar da büyük değildi. Algoritma değişmiş, zaman değişmiş, anlayış değişmişti.  

O yenilmez Trakyalılar bir kez daha sahaya çıkıyor, cevhere ulaşma yolunda iradelerini tam olarak sahaya yansıtıyor, altı kişilik dev kadro yedi kişiye sahayı dar ediyordu. ÇOK FENA YAPARIM,  EZİLDİK AMA AYAKTAYIZ’ın  mantığını bulandırıyor, yağdırdığı gollerle rakibin hafızasında 120 desibellik ışık patlamaları yaratıyordu.

EZİLDİK AMA AYAKTAYIZ’ın kalesinde Refik vasat plonjonlar yapmakla meşgul olurken, Enver defanstan sürpriz çıkışlar yapıyordu. Kaan direnciyle az da olsa takımı ayakta tutarken, Emre sol kanatta tsunami yaratmakla meşgul oluyordu. Kürşat rakip savunma duvarını bodoslama yarma peşine düşmüş,  mıknatıs Alper her topu kendisine çekiyordu. Fırsat bu fırsat diye şutlarıyla rakip kaleyi döven Turgut Y.’nin aksiyonları mağlubiyeti engelleyemiyordu.

ÇOK FENA YAPARIM’da kalde biz diyelim panter siz deyin leopar Mehmet kürre-i arzı patlatır çıkarım diyen duruşuyla bütün şutlara kota uyguluyor, stoper niteliklerini tam olarak uygulayan Ekrem rakibe geçit vermiyordu.  Murat  trafo merkezine konuşlanmış takımın enerjisini arttırmakla meşgulken, Turgut T. Muhteşem defans ve doksana çıkardığı plaseleriyle dikkatleri çekiyordu. Barış rakibi üst seviyede performans testlerine tabi tutmuş, ayağına yapıştırdığı topla Bora rakip defansı hallaç pamuğu gibi atıyordu.

ÇOK FENA YAPARIM, zafere ulaşmanın tüm hazzını hücrelerine kadar hissederken,  kalıplarından kurtulmayan, yenilmez Trakyalıların ortaya koyduğu yeni dinamiklere ayak uyduramayan  EZİLDİK AMA AYAKTAYIZ şimdiden bir sonraki maçın taktiklerine konsantre olmuştu.

Çalışmak, çaba göstermek sonsuzluğa doğru haşmetle ve vakur bir tevazuyla seyreden hayat kafilesinin içinde kalmak, uyum içinde olmak demektir. Her insan işini aşkla yapmalı ve kulaklarını dört açıp çevresindekilere duyarsız kalmamalıdır. Sizde duyarsız kalmayın dostlarım. Şimdiden...

Yeni yılınız kutlu olsun!
Cangı cılıngız kuttu bolsun! (Kırgız Türkçesi)
Yengi yılıngız mübarek bolsun! (Özbek Türkçesi)
Teze yılınızı gutlayaarın! (Türkmen Türkçesi)
Sezne yanga yıl belen tebrik item! (Tatar Türkçesi)
Yeni yılınızı kutlerim! (Gagauz Türkçesi)



12 Kasım 2013 Salı

“"Ahlaka dair bildiğim ne varsa futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi." -ALBERT CAMUS

  Pulp Fiction 11    Fight Club 9
           
  Tarih: 07.11.2013 Perşembe      
  Ayakkabı: Converse   Adidas  
  Forma: Nike   Umbra  
  Stad: Camp Nou      
  Destekçiler Plushenko    Yagudin   
  İzleyiciler Koray, Sedef, Melike      
           
  Şemsiye Celal Birsen   Snotline  
  Gözlük Police   Lacoste  
  Çakmak Muhtar   Zippo  
  Bilim Nikola Tesla   Newton  
  Ot Labada   Radika  
           
1 Refik     Mehmet  
2 Ekrem     Emre  
3 Sezai     Mustafa  
4 Alper     Turgut Y.  
5 Derya     Özgür  
6 Barış     Kaan  
7 Murat     Turgut T.  

Mızıkmasın kimse; kağıtlar eşit dağıtılıyor
zardır bu; herkese altı yüzü var
tek yumurta ikizidir her olasılık
çoğu kez kaybetmek iyidir kazanmaktan
- Ç o ğ u   K e z   K a y b e t m e k

Çok gezen Hezarfen Ahmet Çelebi ve çok okuyan Ahmet Bedevi bir Kasım alacasında imbat rüzgarlarına binmiş Bozdağlar’dan Rodos ’a kanat açmışlar. Tek gayeleri Kaf Dağı berisindeki Simurg’a ulaşmakmış. Yolculuklarının ilk merhalelerinde martı Jonathan’da onlara eşlik etmişse de, en doğru yasa bizi tokluğa götürecek olandır diyerek Bergama vapurundan atılan simitlerin peşine düşmüş. Bizimkiler hararetli bir şekilde majör minör diyalektiğini tartışırken Okaliptüsler altında oynanan depiklerin uçuştuğu futbol maçına rast gelmişler. Zangoçlar, beberuhiler, semazenler, çerçiler, nalbantlar, hallaçlar toplanmış keyifle maç seyrediyorlarmış. 

Başkasının çizdiği çizgiden gitmek özgürlüğüme dokunuyor diyen Pulp Fiction yediği ilk golle karbüratör kelebeklerini açıyor peş peşe beş gol atıp seriye bağlıyordu. Kalede Refik muhteşem kurtarışlarıyla beş yıldızı patlatıyor, Ekrem defans’ta tüm hünerini sergiliyordu. Sezai ve Alper orta sahada mekik dokuyup ilmik atarlarken, Derya boş alanlara kaçıp fırsat yüzdelerini maksimuma çıkarıyordu. Barış ilerde rakibe nefes aldırmıyor, Murat ani deparlarıyla takımı şaha kaldırıyordu. 

Sahayı cesaretin sınandığı bir yarış alanı olarak gören Fight Club, rakibi dalak aparkatıyla durdurup, rakibin şah damarına parmak basıyordu. Mehmet kalede şanlı Preveze müdafaasından örnekler sergilerken, Emre savunma blokları oluşturmakla meşguldü. Mustafa defans ve orta alan arasında gelgitler yaşıyor, pas trafiğini koordine etmeye çalışıyordu. Turgut Y. ve Özgür senkronu yakalamış, barikatın en önünde emek harcıyorlardı. Kaan gollerini her zamanki gibi inci misali sıralarken, Turgut T. Rakip donanmayı gözüne kestiriyor, amiral apoletleriyle hücum furyasına katılıyordu.

Şafak aydınlanırken yusufçuk kuşunun sesi ile maç 11-9 lehine sonuçlanırken, Çelebi ve Bedevi uhrevi yolculuklarına kaldıkları yerden devam ediyorlardı.

Önümüzdeki hafta yeni mesellerle buluşmak üzere diyor çatalınızdan kebaplar, lokumlar eksik olmasın diliyoruz.

Bana kulak verin ki, size ses verebileyim.

“Yokluk büyük varlıktır azizim, yeter ki fark edebilesin.” -Nietzsche

Tatar Ramazan 13 Hannibal 10
Tarih: 03.10.2013 Perşembe
Saat: Rolex TAG Heuer
Stad: Wembley
Ekipman Pioneer Kenwood
Vuruş Gücü Sig Sauer Parabellum
Serinlik Tuborg Heineken
Sürüş Kawasaki Ninja 300 Ducati Monster 696
Aktarım Turbo Nitro
Fırtına Bıldırcın Geçimi Kestane Karası
1 Mehmet ** Refik * (buçuklu)
2 Oray ** Kürşat **
3 Turgut T. *** Emre **
4 Turgut Y. ** Derya **
5 Sezai ** Özgür **
6 Murat ** Alper  **
7 Barış *** Kaan ***
8 Serkan ** Bora **

Midye çıkarma konusunda usta olsam ne çıkar
İnci bulamadıktan, inci bulamadıktan...
Zıtların birliği çok can yakıcı tanrım!
Gövdem metal, ruhum ise ahşaptan
-MUHTEŞEM AYIPLAR


Bir mıhın bir nal kurtardığına şahit olunmuşsa da, bir nalın bir mıhı kurtardığı vaki değildir. Çünkü nalın karşılaştırmalı üstünlüğü açıktır. Bu teze karşı anti tezimi ortaya koyup diyorum ki  mıh canımızdır, can damarımızdır. Aksini düşünenler bir maçın görülmeden yorumunun yazılamayacağını iddia ediyorlar. Oysa ki kör savaşçı Fahrettin Cüreklibatur’un görmeyen gözleriyle onlarca Bizanslıyı okladığına pek çok kez şahit oldular.

Hızlandıkça uçuşumuz, daha da yakınlaşır şafak diyerek Hannibal ve Tatar Ramazan arasında geçen kıran kırana rekabetin öyküsünü duru görü yöntemiyle dillendirmek isterim sizlere. Durumuz körleşmeden başlayayım hikayeye.

Kartacalı Hannibal, fillerle güçlendirdiği ordusunu Alplerden aşırıp, Tatar Ramazan ordusunu sisler uykusunda bastırmak için ani vuruşa geçmişti. Kalede Refik mono blok tekniğiyle vurduğu degajlarla oyunu açıyor, Kürşat defansif odaklı istihkamlar peşinde koşuyordu. Emre savunmanın göbeğinde blokajlarıyla nam salıyor, Libero Derya arkaplanda sansasyonel hareketler peşinde koşuyordu.  Özgür bir sağ açıktan bir sol açıktan pas lojistiğini sağlarken, Alper cansiperane hücumlarıyla göz dolduruyordu. Kaan ofansif hattın vazgeçilmez mimarı olarak mancınıkları randımanlı çalıştırırken, Bora Koçbaşı ile Tatar Ramazan kapılarını yerle yeksan etme derdindeydi.

Lakin Ovacıklı Tatar Ramazan burası Sparta diyerek Hannibal’in saldırısını başarıyla geri püskürtmeyi başarıyor, Hannibal güçlerini kinetikten potansiyele döndürmeyi başarıyordu. Mehmet kalede nam üstüne nam katarken, Oray defansın mirengi noktasında aktif çalışmalar peşinde koşuyordu. Turgut T. En başarılı stoper seçilecek enfes çabalarıyla katkı yaparken,  rüzgarın oğlu Turgut Y. sağ kanattan bindirmeler yapıyordu. Sezai orta alanda maestro görevini başarıyla icra ederken, Murat hücuma da yaptığı katkılarla göz dolduruyordu. Pusuya yatmış Barış, tek vuruşlarıyla Haninnbal’i tel tel döküyor, Serkan bitirici vuruş peşinde sahanın her noktasını arşınlıyordu.

Tatar Ramazan, Sarıkız’ın ak sütü gibi övgüleri hak ederken, Hannibal yenildik ama ezilmedik diyerek ofise başı dik dönüyordu.

Gününün nasıl geçtiği hiç önemli değil
Eve her zaman başın dik olarak dön    

5 Ekim 2013 Cumartesi

Derin olan kuyu değil, kısa olan iptir.

  TOMA 13   KİRPİ 12
           
  Tarih: 19.09.2013 Perşembe      
  Saat: Kuşluk Vakti      
  Stad: Kartal      
           
  Kartela Portakal Tonları   Her Tondan  
  Kitapçı idefix   kitapyurdu  
  Semt Pangaltı   Elmadağ  
  Eğlence Octoberfest   Rio  
  Oyun Altmışaltı   Bezik  
           
1 Refik *   Mehmet *
2 Murat **   Ekrem **
3 Sezai ***   Özgür **
4 Oray **   Emre **
5 Nameless **   Bora ***
6 Alper **   Turgut  **
7 Serkan ***   Kaan **

Piyasa şartları nedir
İstatistik yasaları ne söyler bilmem ama
Bir avuntu bulunur her zaman
Peşin fiyatına taksitle
Biraz etik estetik
Biraz kolesterol biraz turnusol
Vazife ulufe biraz felsefe
Bunca havar hiç rayting yapmıyor demek
Vatanperver bir münevver olarak
Sizin bu konuda bakışınız kaç amper
-KILIÇ ARTIĞI POE-TİK-LER

Yollara yine düşe yazdı Toroslar çobanı. Patikadan keçi yoluna, şose’den mıcırlısına arşın arşın gezer iken yurtluğu, yeni bir göç öncesi konduk Kartal stadına. Bakarım ki baba erenler cenke tutuşmuş. Bir yanda TOMA bir yanda KİRPİ, yatağanları kuşanmışlar, tabur tabur dizilmişler. Cehennem mutfağı’nın sokaklarında yapılacak geleneksel gokart yarışlarının habercileriydiler. 
TOMA’da kalede Refik süpürme görevini arada aksatıp, ara ara mucizevi kurtarışlar yapıyor. Murat defansta rüzgar duvarları oluşturmaya vakfetmiş kendini. Sezai orta alanda HGS almış rakip kaleye bindirmeler yapıyor. Oray endüktif bobin olmuş orta sahada sinüsten kosinüse salınımlar peşinde. Serkan ileri uçta kara elmas peşinde madencilik tetkikleri yapmakla meşgul. Nameless ikinci bölgede cansiperane alan savunması yaparken, Alper feyk içeren çalımlarıyla rakip savunmaya dehşet saçıyor.
KİRPİ’de kalede Mehmet hacimli plonjonlarıyla defansa güven veriyor. Ekrem rakip forvet peşine düşmüş aikodo teknikleriyle meşgul. Özgür birinci bölgeyi azimle savunurken kısmi katkılarıyla hücum bölgesinde de sayı arayışlarında. Emre orta alanın atom bölgesinde topu kapmış rakiple köşe kapmaca oynarken, Bora şimdendifer misali defans hatlarını tarumar ediyor. Turgut forvette hava hakimiyetini sağlamışken, rakip kaleyi taret atışlarıyla ablukaya alıyor. Kaan hem hücumda hem savunmada milim aksamıyor, tempo uğruna vitesi yükselttikçe yükseltiyor.
Baba erenler biriken enerjilerini futbolla topraklarken maç nihayete eriyor. Aramızda sayı saymayı bilmeyenler olabilir. Skoru tekrar ediyorum 13-12 TOMA lehine. Bir sonraki maç nasıl olacak diye düş dünyama dalmışken gaipten sesler duyuyorum. Nigarım, “Ruşen Ruşen” diye ünlüyor. Eksper Can Yücel’in söylemiyle sekilerden, seke seke geldim, usulünce gidiyorum.
Hepimize iyi haftalar.

22 Temmuz 2011 Cuma

Revizyon Bulutları

bazen inşaat müteahhitleri çizimleri yanlış anlar / sometimes contractors may missunderstand drawings