4 Mayıs 2026 Pazartesi

Velis Modu

Patalya, kafes delisi 

Off the record, o bir radyo paraziti 

Salsan yolu bulamaz sahibi 

Velis velis velis 

NASA dinlemede Reis 

Şiirsel bocalama bu ses, bu eko 

Kafeste yankı, havada heves 

Velis’in kuzeni, Çipetpet pet… 

Kuş öter, zaman geçer 

İz bırakmaz, gelip geçer 

Çipetpet… pet… Velis… Velis… 

Kuş uçtu, ses sustu, 

Velis durdu, zaman durdu 

Sözü kaldı geride 

Çipetpet… pet… Çipetpet… pet…

3 Nisan 2026 Cuma

En Sert Darbe: Hayat


 “Karanlık çöker… ama pes etmeyen için her gece bir başlangıçtır.”

Gece ağır ağır iner…
Philadelphia’da serindir geceler,
Rüzgâr taşır eski bir hikâyenin derin sesini.
Bir gölgenin altında durur Rocky,
Yılların izi yüzünde,
Ama en büyük yara içindedir, görünmez kimseye.
Fısıldar kendi kendine,
“Kimse hayat kadar sert vuramaz…
bir isim düşer kalbine
Adrian… der… benim sevgili karım..
Ringin ışıkları yanar usulca,
Rocky bilir…
Dans etmek isteyen, parayı her zaman öder..
Yumruk gelir…
Rocky gözlerini kapar,
Ama Rock hâlâ ayaktadır.
En büyük galibiyet
Ne alkış ne unvan…
Düştüğün yerden
Tekrar ayağa kalkıp
Yoluna devam etmektir.

“Ve bilir Rocky…
Hiçbir savaş ringde bitmez.
İnsan, kendi gölgesini yendiği gün
gerçek zaferine kavuşur.”


29 Mart 2026 Pazar

GÖLGELERİN İÇİNDEN ADAM ÇIKMALI

 

“Sokağın yükünü çocuklar taşır sanırlar;

Oysa her acı önce bir annenin kalbine çöker.”

 

Dar sokakların yükünü omuzlarında taşır gençler;

Işığı az, gölgesi çok dünyada büyümeye çalışırlar.

Gölgelerden örülmüş dar bir sokak; duvarlarında paslı çığlıkların yankısı gezinir.

Yerde yırtık bir çizgi roman gibi duran çocukluk, Daltonlar misali savrulmuş hayallerin ardında kaybolur.

Kırık lambaların altında büyüyen yüzlere, kederin pası siner avuç avuç.

“Kader kısa, yol uzun” der herkes; ama herkes bilir ki karanlık, canın özünden ister borcunu.

Bir köşede kızıl bir cinayetin buğusu sürünür; gölgeler yer altında birbirine karışır.

Silahın dili hızlıdır, vicdanın dili yavaş—insanı en çok kendi sesi düşürür dize.

Dumanlı sokaklardan bir çağrı yükselir, fısıltı değil, tokat gibi çarpan bir ses:

“Gel, kolay para burada…”

Oysa kolay para, insanın kendinden çaldığıdır; izi geçmez, kokusu silinmez.

Mahalle suç değildir; suç insanın içinde açılan yarıktır.

Sokağı karartan dışarıdaki karanlık değil, içimizdeki siyahlıktır.

Bir kez düşersen o kör çarkın dişlerine, geri dönmek kör kuyudan göğe tutunmak kadar zordur.

Ama yine de bir ışık sızar bu çürük havanın arasından;

Gölgeleri yaran tek bir doğru adım, insanın kaderini yeniden çizer.

Çünkü kötülük uzaktan cesur görünür; en büyük korkuyu iyiliğin sessiz direnişinden duyar aslında.

On yedi bile değildir bazılarının yaşı; motor dumanlarının gölgesinde büyütürler karanlıklarını.

Boş gururlarını silah sanıp şehre korku salar, kendi çocukluklarını ateşe verirler.

Reşit bile olmadan “dünyayı ben kurdum” diye bakan gözlerle dolaşırlar ara sokaklarda;

Kendi adımlarının ağırlığını taşıyamazken karanlığın ağırlığına özenirler.

Zagor sanırlar kendilerini, Teksas diye bağırır hayalleri;

Tommiks edasıyla poz kesip Kızılmaske gibi susarlar karanlığa.

Ama bilmezler ki gerçek hayat çizgi roman değildir; bedeli kanla yazar geceler.

Gölgeler kahraman gösterir kendini; ama yiğitlik karanlığa özenmek değil, onun içinden bile doğru adam çıkarabilmektir.

Bir adım geri, bir adım ileri… Karanlık üstüne çöker ama yüreğini yenemez.

Sokak seni çağırır—fısıltısı serin, sözü keskindir;

Ama insan gölgesine değil, kendi ışığına tutunduğunda değer kazanır.

Çığlıklar diner, motor sesleri susar; kibir paslanır, silah sessizleşir.

Ve geriye tek bir soru kalır:

“Kimdin sen karanlık çağırdığında?”

Dar sokakların sert yüzünde büyüyen çocuk,

Oyun çağında omzuna yük biner;

Yokluğun gölgesinde üşüyen yürekler

Gücü yanlış yerde arayınca suça savrulur.

Sıcak bir söz bulamazken soğuk sokak sarar omuzlarını;

Biraz sevgi, biraz ilgi görse değişecek kader,

Ama payına düşen gölge, onu suçun sofrasına çeker.

Kırık bir evden çıkan çocuk,

Şehrin koyu karanlığına ortak olur istemeden.

Adam gibi adam olmalı…

Karanlığa değil, kendine meydan okumalı.

Gölgeler değil doğrular büyütmeli adımlarını; sokak çok konuşur,

Ama adamlık sessiz duruşta belli olur.

Silaha değil iradeye güvenmeli;

Kolay olana değil, zora yürümeli;

Çamura değil, hakikatin taşına basmalı.

Adam gibi adam olmalı—

Gerisi savrulur, gerisi unutulur, gerisi yalan…

Yalan…

Yalan…

Gölgeler dağılır bir gün;

Ama karakter, insanın ardında bıraktığı izdir.

Ve gece ne kadar büyürse büyüsün,

Doğru duran insan her zaman ondan daha büyük kalır.

Geceler sessiz değildir bu semtte;

Şehrin vicdanına bir gölge düşer.

Karanlık, en çok çocukların adımlarına takılır.

Büyümeden büyütülmüş çocukların açtığı yaralar

Ne isim taşır, ne adres;

Her zaman bir anne kalbine düşer ateş,

Ardında derin bir yara bırakır.

Dumanı kimsenin görmediği bir sessizliğe döner,

Taşınamaz bir yük olur.

Toprak soğur…

Ama en çok anneler üşür…

  

“En derin yarayı anneler taşır,

Suskun geceleri en çok anneler bilir.”





27 Mart 2026 Cuma

AYDINLIKTIR SONUMUZ!

 Bir tohumduk, filiz olduk,

Âlemlere bir iz olduk!
Yüz yıl yürüdük omuz omuza,
Cumhuriyetle biz olduk!

Yüz yıl!
Birlik bizim yolumuz!
Yüz yıl!
Aydınlıktır sonumuz!
Cumhuriyet,
Cumhuriyet,
Cumhuriyet’tir onurumuz!

Göklerde ses,
Yerde nefes;
Bir milletiz
tek yürek biz!

Yüz yıl ileri!
Yüz yıl neferi!
Cumhuriyet bizimle,
biz Cumhuriyetle!






Sessiz Bir Sınır: Hayır Diyebilmenin Hikmeti

 İnsan çoğu zaman başkalarına yetişirken kendinden uzaklaşır.

Gönülsüzce verdiği her “evet”, içindeki sessiz sese biraz daha gölge düşürür.
Oysa hayır diyebilmek, kabalık değil; insanın kendi varlığına gösterdiği en derin saygıdır.
Bu metin, sınır koymanın bir savunma değil, bir uyanış olduğunu; insanın, kendi sesini yeniden bulabilmesi için bazen bir adım geri çekilmesi gerektiğini anlatır.
Çünkü bazen en güçlü duruş, usulca söylenen bir “hayır”dır.

İnsan çoğu zaman kendi yorgunluğunu, başkalarının beklentileri arasında kaybeder.
Bazen evet dediğimiz şey, gönlümüzün çağrısı değil; sesimizi kısmaya alışmış bir nezaketin gölgesidir.
Böyle böyle içimizde biriken ağırlık, bize ait olmayan adımların izlerinden oluşur.

Oysa hayır demek, insanın kendine döndüğü ince bir kapıdır.
Gereksiz olanı bırakmak, Zen’de olduğu gibi yolu yalınlaştırır;
tasavvufta kalbi korumak, hangi kapıyı açacağını bilmekle başlar.
Hayır kelimesi, kabalık değil; insanın kendi özüne, zamanına ve ruhuna gösterdiği saygının en duru hâlidir.

Ve insan, sınırlarını koruyabildiğinde hafifler.
Bazen bir tek “hayır”, binlerce gönülsüz “evet”ten daha berrak, daha gerçek bir duruştur.
Çünkü kişi kendi iç sesini kaybetmediğinde, başkalarına da daha samimi bir “evet” sunabilir.




Tersine İsyan

 

“Bazı yolculuklar dışarıya doğru başlamaz.

İnsan önce kendi içindeki duvarları yıkar,

kendi karanlığına tutuşur, kendi ateşiyle aydınlanır.

Bu şiir, tersine dönen bir dünyanın içinde

tersine büyüyen bir isyanın sesidir.”

 

“Tersine akan nehir, yolunu kendi çizer.”

“Kendimi ateşe sürdüm de anladım, yıkılmakla başlar insanın dirilişi.”

 

 

İsyan! Yine yaktın içimi,

İsyan! Dİnlemem milletin sözünü,

İsyan! Döndü dünya tersine,

İsyan! Bitmez artık bu isyan!

İsyan! Gecem döndü gündüze,
İsyan! Umut düştü güneşe,
İsyan! Sığmadı yüreğimize…

İsyan! Kopardım zincirimi,
İsyan! Doldu da taştı sesim,
İsyan!
Dar geldi artık bu şehir,
İsyan! Durulmaz artık nehir.

İsyan! Yollara düştü gölgem,
İsyan! Rüzgâr vurdu yüzüme,
İsyan! Düşmedim, düşemem yine…

Nimetsin kutlu İsyan.

İsyan! Eğilmez başım,

İsyan! Sen varsan ben de varım.
İsyan! Yazıldı kader deftere…
İsyan! Sen varsın, ben varım yine.

İsyan! Adınla yeniden doğarım.






26 Mart 2026 Perşembe

Survivor 2026 / Zaferin Ritmi - Adaya damga vuran gol! Survivor Türkiye'de efsanevi an.

"Dominik kumları böyle bir gol görmedi! Nobre yazdı, Acun ve Ronaldinho izledi" 




#survivorturkiye #Survivor2026 #Geminisurvivor #acunmedya #nobre #acun #ronaldinho