Kitap Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2020 Çarşamba

Toplumların Saf Olmaya İhtiyaçları Var

İletişim Yayınları Dünya Edebiyatı serisinin 217. Görülmeyen Adam (Invisible Man) kitabında Ralph Ellison Afrika kökenli isimsiz bir Amerikalının Güney Carolina’da bir kolejden başlayıp Harlem’e uzanan Amerikan toplumundan ayrı düşmüş küskün bir mülteci olma hikayesini anlatıyor. Ellison bize ne düşünmemiz gerektiğini söylemiyor, olayları isimsiz kahramanın gözünden anlatmakla yetiniyor. Çok kültürlü, çok uluslu Amerika’nın derin problemine yakından şahitlik ediyoruz.

Görülmezliğini fark edinceye kadar canlı olmadığı iddiasında bir genç adam. Fonda Louis Armstrong’tan

Ne yaptım ben

Bu kadar kara

Ve bu kadar hüzünlü olmak için?

şarkısını dinliyor. Kulaklarında büyük babasının “başın aslanın ağzında yaşa onlarla uyum içinde ol ve savaşı sonuna kadar götür” sözleri.

Zengin Beyazları eğlendirmek için gözleri kapalı çoklu dövüşle başlayan kolej serüveni, Harlem’de boya fabrikasında iş bulması ile devam ediyor. Boya fabrikası “Amerika’yı Özgürlük Boyaları ile Saf Tutun” mesajı veriyor. Toplumların gerçekten saf olmaya ihtiyaçları var. Saf toplumları bulmak tarih boyunca her zaman çok ender olmuştur. Beyaz boya ile saflık kolayca sağlanabilse keşke. Biliyoruz ki insanlık belli bir yenilgi karşısında oynamaya devam ederek kazanılıyor. Saflık için birlikte çaba harcamaya devam etmeliyiz.

Kitabın kapağında siyah kültürün ve yaşamının karmaşıklığını ve çok yönlü doğasını anlatan, Harlem Rönesansı Hareketine mensup Amerikalı sanatçı Archibald J. Motley’in “The Jockey Club” eserini görüyoruz.


ARCHIBALD J. MOTLEY JR.
barbecue, 1934


16 Haziran 2011 Perşembe

Bir Fahişenin Anıları

Francesca Petrizzo  
Sayfa6 Yayınları 




Bir efsaneye göre bin pınarlı İda Dağı'nda bir güzellik yarışması yapılmış. Tek jüri üyesi olan Truva kralı Priamos’un oğlu Paris, Yunanlı güzel Helen’in aşkını vaat eden Afrodit'e büyük ödül olan elmayı vererek seçimini yapmış. Varoluşsal düzende özgür iradeyle yapılan her seçim, kaçınılmaz olarak kendi sonucunu doğurur. Paris’in bu seçimide Truva savaşına neden olur.

Francesca Petrizzo, bu kitapta, “Benim hikayemin sonu, katılmadığım bir yağmalamadır” diyerek söze başlayan Helen’in hikayesini bize anlatmaktadır. Helen’in küçüklüğünden başlayan hikayesinin sonu, Truva’nın alev alev yanmasıyla son bulur.

Diomedes’le ilk aşk serüvenini yaşayan genç Helen, daha sonra Kral Agamemnon’nun kardeşi Menelaos ile evlenir. Çokta gönüllü olarak başlamadığı bu evlilik zaman içinde daha büyük mutsuzluk ve bir kız çocuğu getirir Helen’e. Evlilik sıkıntılarını savaşçı Aşil’le oynadığı kaçamak aşk oyunlarıyla gidermeye çalışan Helen, kızı dahil her şeyini bırakıp Paris’in ardına düşer.

Başta çok şehvetli yürüyen Parisle ilişkileri, sonrasında yerini sıradanlığa bırakır. Helen’in bu dönemindeki hayatında atları eğiten Hektor’u, Hektor'un kızkardeşi Kassandra’yı da izleriz vitrinde. Bu başarılı romanda adına aşk denilen tatlı maceranın bir kadının ruhunu, bir şehri nasıl harabeye çevirdiğinin içten anlatımını bulacaksınız.

5 Nisan 2011 Salı

Nemfoman Bir Kadının Günlüğü / Gerçek Bir Yaşam Öyküsü

Valerie Tasso
Koridor Yayıncılık

Nemfoman Bir Kadının Günlüğü iyi bir aileden gelme, işletme mezunu, başından geçen cinsel ilişkiler dolayısıyla yaşadığı önemli dönüşümü anlatan Fransız bir kadının dokunaklı hikâyesi: Mezarlıkta mezar kazıcılar ile, Coca-Cola şişesine aşırı tutkun bir Arap ile, ahlaksız bir polis ile, aklınıza gelmeyecek yerlerde herhangi bir yabancı ile... Bu kadın, bir insanın sahip olabileceği en üst düzey özgürlüğü kullanarak her türlü deneyimi yaşıyor. O kadar büyük bir özgürlük ki, ne kendinize yakıştırırsınız, ne gerekli görürsünüz.

Kendine has ilişki tarzı onu, psikolojik baskısına maruz kalacağı komplocu bir adam ile sorgusuz sualsiz bir maceraya itiyor. Sonrasında hem bu acıya katlanabilmek için, hem de sınırını göremediği merakını tatmin etmek için yüksek sınıfa hizmet veren bir randevu evinde hayat kadınlığı yapmaya başlıyor. Orada erkeklerin zayıflığını, savunmasızlığını görüyor: Şöhretli adamlar, işadamları, siyasetçiler... Tüm bu erkekler onun kendisini ifade etmek için bildiği iki dile olan hevesini korumasını sağlayacaklar: Vücut dili ve yazı dili.

Herkese hitap eden bir kitap. Samimi, lafıni sakınmayan, cinselliğin o bilinen yoldan konuşulmadığı, sevginin cehennemin dibinde bile bulunabileceğini gösteren bir kitap.

Eksik kusur kalmamak için iki yakam bu cihanda bir araya geldide aldım kitabı ve okudum. Antropologlar da çok ilgileniyor bu konularla. Evlilik ve Ahlak kitabında Bertrand Russell tek eşli ataerkil ailelerin toplumlarda güç kazanmaya başlaması ile birlikte Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi büyük aşkların yaşanma olasılıklarının kısıtlandığından dem vuruyordu. Bende hiç yaşayamadım böyle bir aşk. Demek ki üstat doğru söylemiş.

Bazi ünlülerimiz iiçnde Nemfoman söylentisi var. Bu söylentiler kulaktan kulağa, sehir efsaneleri gibi dallanıp budaklanıyor. Şimdi burada isim verip zan altında birakmayayım insanları. Birileri dedikodu yapıyor, biz de inanıyoruz. Sanki meclislerinde bulunduk, birinci gözden şahitiz. Çekemeyenler iftira atıyor olsa gerek.

Nemfomanlık bir hastalık, evlerden ırak olsun gözüm.

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz demişler. Bize de yalnızlığımızı paylaşacak faniler nasip eyle Yüce Rabbim. Ama tek atımlık çıtırlardan olmasın ama...

31 Mart 2011 Perşembe

Yeraltı Edebiyatı

Beyaz Zenciler
Ingvar Ambjörnsen
Ayrıntı Yayınları / Yeraltı Edebiyatı Dizisi


Asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
küfürbazların,
günahkarların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların…
dili, sesi
Yeraltı Edebiyatı…

Ayrıntı Yayınları'nın Yeraltı Edebiyat seçkisi bu satırlarla başlıyor. Ingvar Ambjörnsen'in Beyaz Zenciler kitabında hayata tutunamayanlar gayet güzel işlenmiş. Aslında hepimiz hayata tutunmakta güçlük çekiyoruz. O nedenle kendinizden de bir şeyler bulabilirsiniz bu kitapta.

Kaybedenler konusunda Samuel Beckett en güzelini söylemiş:

"hep denedin.
hep yenildin.
olsun.
yine dene.
yine yenil.
daha iyi yenil." 

Siz siz olun denemekten asla vazgeçmeyin. Tekrar tekrar denemekle, tekrar tekrar yenilmekle bir süreç yaşanıyor. Önemli olan da bu sayısız denemelerin bizlere getirdiği katkılardır. Marifet yenmek yenilmek değil, insan kalabilmek elbette. Çoşkuyu, isteği kaybetmemek, at kıçına yapışan sinek gibi sımsıkı sarılmak hayata, sonuç ne olursa olsun.

Kimileri Sıra Dışı Oluyor

Yıldız Kız
Jerry Spinelli
Epsilon Yayınevi / Gençlik Kulübü Dizisi


Anlaşılmaz biriydi. Bugündü. Yarındı. Kaktüs çiçeğinin baygın kokusu, küçük bir baykuşun uçuşan gölgesiydi. Onu aklımızdaki bir panoya iğnelemeye çalıştık, ama iğne panoya saplanmadı ve o, uçarak uzaklaştı.

YILDIZ KIZ. Çölde gökyüzü kadar büyülü, ev sıçanı kadar garip ve adı gibi gizemli.

Okula tüm renkleri ve sesleriyle geldiği ilk günden itibaren sakin Mica lisesinin koridorları "Yıldız Kız, Yıldız Kız" mırıltılarıyla uğulduyordu. Leo Burlock'un kalbini tek bir gülümsemeyle ele geçirdi. Okulun ruhunu, neşesiyle bir anda değistirdi. Mica lisesi öğrencileri büyülenmişti.

Başta böyleydi.

Sonra onu karşılarına aldılar. Yıldız Kız'ı kendisinde farklı olan her sey için lanetlediler. Leo da bu panikle, Yıldız Kız'dan, onu yok edecek tek seyi, normal olmasını istedi.

Sıra dışılığa bir övgü olan bu kitapta Newberry ödüllü Jerry Spinelli popüler toplumun tehlikelerini; ilk aşk heyecanı ve ilhamiyla yoğun bir dokuda örüyor.

Kimileri sıra dışı oluyor,
Kimileri sıra üstü,
Kimileri sıra içi,
Kimileri sıra altı diyorlardı.
Siz sıranın neresindesiniz?

Jerry Spinelli'nin Yıldız Kız kitabını mutlaka okumalısınız.

24 Mart 2011 Perşembe

Welcome to America

Köpekler Alçaktan Uçar
Alek Popov
Özgür Yayınları / Roman Dizisi



Plastik kutu içinde gelen babalarının peşinden BCBG Bulgaristan'a Çakılı Başarısızlardan olmama motiviyle YDTB Yurt Dışında Tutunan Bulgarlar sınıfına katılmak üzere Amerika'ya giden Ned ve kardeşi Angel'ın hikayesi bu. Kitapta dediği gibi sizin endişe etmeniz gerekmez, okurken keyif alin, bu onların hikayesi.

Welcome to America tadında bir hikaye bekliyorsanız yanılırsınız, kardeşlerin başından geçen içten ve biraz buruk bir hiyayeyi espri katarak anlatıyor bize Alek Popov. Sıfırdan başlayıp yeni bir sayfa açabilmeleri Baruch Anı gibi pek çok tesadüfi olayin kaotik düzensiliğiyle mümkün olabilecektir, elbette buna ne kadar düzen denebilirse.

22 Mart 2011 Salı

Küçük Arı'yla Tanışmak İstermisiniz

Küçük Arı / Little Bee
Chris Cleave
Pegasus Yayınları / Bestseller - Roman Dizisi


Zulüm ve çatışmadan kaçan insanlara güvenli bir sığınak sağlama geleneği ile gurur duyan İngiltere'de madeni bir İngiliz sterlini olma hayalleri kuran Nijerya'lı Küçük Arı'nın hayatta kalma ve batı medeniyetine entegre olma çabalarını anlatıyor bize Chris Cleave bu kitabında.

İngilterede ki mülteci gözetim merkezinden kaçışıyla başlayan kitabın hikayesi çok daha gerilere petrol savaşlarının yaşandığı Nijerya sahillerine uzanıyor. Küçük Arı gibi diğer kızlarında hikayeleri "Adamlar geldiler" ile başlayıp beni buraya koydular ile son bulan acı dolu hikayeler.

Küçük Arı'nın kaderi bir şekilde kendini Batman sanan küçük oğlu ÿcharlie ile yalnız kalan Sarah'ın kaderiyle çakışıyor. Bu kesişim noktası her ikisi içinde bir savruluş anlamına geliyor. Hikaye buz düzlemde ilerlerken biz farkına varmadan hikaye ye daha bir derinden nüfuz ediyoruz.

Kraliçenin Küçük Arı'yı kucaklayıp kucaklamadığını öğrenmek için kitabı okumalısınız. Anlatılan hikayenin ruhunuza dokunacağını sizi şimdiden temin ederim.

11 Mart 2011 Cuma

Firmin'in Dünyasından İzlenimler

Firmin
Sam Savage
(Hümanist Entel Serseri)
Özgür Yayınları / Roman Dizisi


Firmin 1960'larda Boston'da Pembroke kitabevinde dünyaya gözlerini açmıştır. Annesi doğuma yakın yaralı durumda güvenli bir yer arayışındayken bu kitabevine sığınıyor ve kaderin cilvesine bakınki Firmin okumayla rahat rahat haşır neşir olacağı bir mekanda büyüyor. Önce çevresini tanımakla işe başlayıp, okumayı sökme ve nihayetinde filozof olma yolunda basamakları hızla çıkıyor. Bilgi birikimi ne kadar çoğalsa da fare bedeninde sıkışıp kalmanın, insanlara özenip yapmak istediği konuşmak gibi pek çok faaliyeti gerçekleştirememenin bunalımı sık sık günyüzüne çıkıyor.

Yemeğe çok düşkün olmasa da yemek yiyip hayatını idame ettirmek, bir yandan sürekli okumaları, bir yandan dünyayı tanıma isteği Firmin'in ruhunda dalgalanmalara neden oluyor. Pembroke'un kapanmasıyla bilim kurgu yazarı Jerry Magoon'un evine yerleşen Firmin'in yazar olma hayallerini ve şehir planlamacıları tarafından aşina olduğu çevrenin yerlebir olmasının Firmin'in dünyasındaki izlerini sürüyoruz.

Bir romanın başlangıç kelimelerinin çok önemli olduğunu belirten Firmin bakalım yazacağı kitapta edebi değeri çok güçlü başlangıç cümlesi bulabilecek mi?

Somaliye Köklerine Dönüş

Benim Ülkem
Waris Dirie
Orjinal isim: Desert Dawn Waris Dirie
Bilge Kültür Sanat / Yaşantı Dizisi
Ocak 2005


Çöl Çiçeği olarak tanınan top model Waris Dirie Somali'de dünyaya gelip kıtlıklarla, açlıkla, kadınlara karşı süregelen anlaşılmaz geleneklerle, kabileler arası iç savaşlarla daha da zorlaşan hayatına deve çobanı olarak devam etmeyi bırakıp Londra'da yaşamaya gidiyor. Büyük bir çıkışla Londra'da moda dünyasına adım atıp Birleşmiş Milletler’de Afrikalı kadınları bilinçlendirme yolundaki çabalarıyla sivil toplum hareketine katkı yapmaya uzanan bir çizgi.

Ailesi ile uzun yıllar görüşemeyen Waris, Somali’de iç savaşın en fazla yaşandığı dönemde tekrar anavatanına dönüp onlara kavuşma çabalarını çok akıcı bir dille aktarıyor. Geride bir çocuk bırakmışken tehlikelerle, bürokratik engellerle, belirsizliklerle dolu bir yuvaya dönüş yolculuğu okuyoruz birinci ağızdan.

Somali adı altında Afrika’yı daha yakından tanımak, göremediğimiz noktalara ışık tutmak ve bir dönüş yolculuğuna şahit olmak için okunmalı bu kitap. Kitabın çeviriside son derece başarılı yapılmış, akıcı bir okunma sağlıyor.

Kitapta belirttiği gibi deve çobanı bir kızın fotomodel olması kadar imkansız denildiği noktadan köklerine dönüş yolculuğunu Waris edebi bir üslupla anlatıyor.

5 Mart 2011 Cumartesi

Guguk Kuşu Yuvadan Uçtu

Guguk Kuşu
Ken Kesey
Turkuvaz Kitaplığı

Temmuz 2007, ISBN: 9944860161


one flew east, one flew west
one flew over the cuckoo s nest...
(Biri doğuya uçtu, biri batıya… Biri de guguk kuşunun yuvasından uçtu…)

diye bir tekerleme ile başlıyor kitap. Beat kuşağının önemli temsilcilerinden Ken Kesey’in bu romanının ilk baskısı 1963’te basılmış, kitaptan uyarlanan senaryosu ile filme alınmış, 1976’da beş dalda Oscar ödülü almıştır. Bizdeki ilk baskı Altın Kitaplardan yayınlanmıştı. Kesey gençliğinde Amerikan hükümetinin yaptığı uyuşturucu kullanılarak yapılan zihin kontrolü deneylerine gönüllü katılmış, bu deneyler esnasında yakından tanıma imkanı bulduğu akıl hastanelerinin bizlere yabancı iç dünyasını bu romanı ile aktarmıştır. Roman akıl hastanelerinin durumunu tartışmaya açmış, düzeltici önlemler alınmasını sağlamıştır. Kitap edebi değerinin yanında, toplumsal bir işlevde görmüştür.

Katı kurallarla yönetilen bir akıl hastanesi, hapisten yatmaktansa akıl hastanesine gitmeyi tercih eden McMurphy, yıllardır hastana de yaşayan herkesin dilsiz bildiği kızılderili şef Bromden ve diğer hastaların çevresinde gelişen olaylar anlatılıyor. Hikayeyi Bromden’in düşüncelerinden okuyoruz. Kuralcı sisteme karşı inatla ayakta duran McMurphy hastalar arasında kahraman gibi kabul görür. Bromden’in de dediği gibi çıkarlarına ters düşen durumlarda şiddet uygulayabilen sistem, karşı konulamaz bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.

Kitaptan önce filmini izlendiğinde filmdeki karakterler bir türlü gözümüzün önünden gitmiyor, hayal gücümüzün sınırlandığı bir gerçek.                    

Beat kuşağının düşünce yapısını tanımak isteyenler için önemli bir edebi eserdir.

Mistik Öğretiler, Efsaneler ve Bir Yaşam Felsefesi

Tanrılar Okulu
Stefano E. D'Anna

Çeviren: Yelda Gürlek
Sinedie Yayınları;
İstanbul, 2008, 16 x 24 cm., 474 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 6056105203


Uluslararası şirketlerde uzun yıllar üst kademelerde çalışmış bir yöneticinin karşılaştığı sorunlara, geleneksel yollardan çözüm bulamayıp, alternatif çözüm arayışını anlatmakta kitap. Bu sorunlar herkesin başına gelebilecek gerek özel, gerekse çevre ile ilgili genel sorunlar.

Dreamer adlı öğretmenin, Lupelius'un kurmuş olduğu ezoterik okulda işlenen kadim öğretilere paralel olarak verdiği bilgiler doğrultusunda, hayatın özünde yaşanmış değişim ve ilerleme anlatılan konu.

Kitabın özünde bir insanın dışarıdan öğrenebileceği herhangi bir şey olmadığı, tüm bilginin içimizde yer aldığı ve içsel değişimimizle dünyayı değiştirebilme kudretine sahip olduğumuz işlenmekte. Potansiyel olarak hepimizin sahip olduğu ancak kinetik hale dönüştürmek için gerek şartların uzun yıllar yaşanmış yanlış düşünce ve yanlış yaşam tarzlarımızdan gelen kısıtlamalar altında olduğunun altı çizilmekte.

Tarihi, mitolojik ve dini konulara çok sık yapılan göndermelerle anlayış ufkumuzu daha çok genişletme yolunda yazar.

Bilginin öğretilemeyeceğine karşın Tanrılar Okulu kendi içinde ufak bir çelişki oluşturmakta. Diğer küçük bir nokta da gerçek anlamıyla bilge olan kişilerde, çevresindekilere karşı gösteriş yapmak gibi basit bir düşünce tarzına sahip olamayacağıdır. Dreamer'ın bazı konularda biraz gösteriş yaptığı izlenimi edinilmekte.

Bütünde kitap verdiği mesajlarla, hayata karşı kazandırdığı bakış açılarıyla ve insanı harekete geçmeye zorlayan motivasyon gücü ile oldukça başarılı. Quantum fiziği ile değişen algıları, new age felsefesinin getirdiği çözümlemeleri ve dini öğretileri uyum içinde harmanlamış yazar. Kitap, çıkış yolunu tam olarak gösteremese de, değişim yolunda harekete geçme isteğini üst seviyede kamçılamakta. Önemli olan hedefe ulaşmak değil, bu yolda harekete geçmektir zaten asıl olan.

Demokritos Tarihin Derinliklerinden Günümüze Işınlanmış

Tanrı Parçacığı / Leon Lederman
Evrim Yayınevi
Bilim

Çevirmen : Emre Kapkin
Nisan 2001, 502 sayfa, ISBN: 975503089-1


Lederman ve Teresi’nin Bilim Tarihini lokma kıvamında anlattıkları bu kitapta atom fikrini ilk kez ortaya atan Yunanlı düşünür Demokritos’un tarihin derinliklerinden günümüze ışınlandığını göreceksiniz. Şaşırtıcı olan ise uygulamalı bilimlere ağırlık vermiş günümüz bilimcilerine, yüzyıllar öncesinden özgün teoriler getirmesi.

Bilim Tarihini anlamamızı kolaylaştıran faydalı makaleler eklenmiş kitaba. Makalelerden biri bilim adamlarının üstünlüğü üzerine yazılmış. Temel soru yeni bir teori ortaya çıkarda, eski inanışları ters yüz ederse, eski teorilerin yaratıcıları daha az mı değerli oluyor fizikte? Kısaca Einstein, Newton’dan daha mı değerlidir? Diğer bir konu insanların kolayca kandırıldığı  metafizik konuların, quantum fiziği ile iç içe geçmişliği. New Age akımcılarının, şifacıların ve diğer metafizikçilerin yaptıkları hangi ölçüye kadar bilim hangi ölçüye kadar hurafe? Kaos, olasılık, sebep sonuç yasaları, atom altı parçacıkları, quarklar, leptonlar, bozonlar, kısaca eski fizikten başlayarak yeni fiziğin tüm alanlarından bahsediliyor kitapta.

Son kısımlarında parçacık hızlandırıcıları detaylı olarak anlatılmakta. Kitapta da denildiği üzere bir noktadan sonra ilerleme yapmak için çok çok büyük miktarlarda enerji gerektirmekte ve ilerlemenin marjinal faydası giderek düşmektedir. İlerlemenin katkısı giderek azalıyor. Bu kısımlarda hızlandırıcılarla ilgili detaylara çok fazla girilmiş.  
     
Bilim Tarihini böylesine keyifli anlatan bir başka kitap daha yok.