11 Nisan 2011 Pazartesi

İstatiksel Analizle Karışık Bir Maç Yorumu

BAMSI BEYREK7DELİ DUMRUL6
LokasyonKartal Ay Üssü Alfa
Tarih06.04.2011 Çarşamba
17:45-18:45 
CihazRedresörUPS
BağlantıWirelessTTNET
VitaminEB12 
ŞarkıDilek Taşı - Ferdi ÖzbeğenKaderimin Oyunu - Orhan Gencebay
Film72. KoğuşKaybedenler Kulübü
Bülent*Tugay*
Atilla**Güçlü**
Serkan***Ziya**
Ayhan***Türker**
Ahmet**Mustafa**
Orhan**Berk**
Kadir**Taner***
0,5 Süha**1/2 Süha **
Hamiş:
Bizde sözü geçer her gelenin, ama sanma sözü geçer hergelenin. 

Eren Alp’in arkadaşları Deli Dumrul ve Bamsı Beyrek’in yaşadıkları bozkır günden güne çoraklaşıyordu. Bozkırda bir zamanlar yeşil olan hangi bitki varsa artık rengini muhafaza edemiyor, görkemli dağlardan bozkıra esen yakıcı step rüzgarlarıyla özlerindeki bir damla suyuda hızla kaybediyorlardı. Bozkırda öteden beri “iki göç bir yangın eder” derlerdi. Bu nedenle kimse göç etmeyi kolay kolay göze alamıyordu. Issık Gölü ve çevresine bir sabah vakti inen Himalaya karları artık Bozkırı terk etme zamanının çoktan geldiğini işaret etmişti. Bu işaretle yollara düşen Deli Dumrul ve Bamsı Beyrek Farsın topraklarında akan  Talas Nehri kıyısında futbol molası vermişlerdi. Bu tarihi futbol maçının hikayesini gelin bizden dinleyin.

Deli Dumrul’lardan efsane kaleci Tugay kalede envai çeşit görsellikte plonjonlar yapıyor ancak 7 tane gole engel olamıyordu.  Güçlü daha önce Doğu’da gördüğü Çin Seddi’ni Talas Nehri kıyısında kurmaya çalışıyor belli ölçülerde muvaffak oluyordu. Ziya akınları başlatma göreviyle savunma ve forvet hattı arasında erketeye yatmış bir fırsatını bulsa banana kıvamında ara paslar çıkaracak. Türker ekstra enerjik bu maçta, koşuyor koşuyor, Bamsı Beyrek savunmasında fay hatları oluşturmaya çalışıyordu. Forvete yakın orta saha oyuncusu Mustafa paslaşmaları kumanda etmeye çalışıyordu. Berk ve Taner ikilisi yaratıcı akınlar icra ediyor, rakip kaleyi ablukaya alıyorlardı. ½ Süha takıma geçici enerji sağlıyor nakil hatlarında meydana gelen arızaları onarmaya çalışıyordu.

Bamsı Beyrek’lerden kavruk kaleci Bülent tık nefes kalesini korumaya çalışıyor, serçe parmağına gelen gürz darbesini engelleyemiyordu. Atilla Moğolların dayanıklılığıyla müdafa yapıyor, ara ara hücumda da etkili oluyordu. Serkan orta alanda tepelerde pusular kuruyor rakip savunmayı zor durumlara sokuyordu. Enerji üreteci Ayhan orta sahayı diri tutuyordu. Ahmet savunma gerisine hızlı koşular yapıyor, arada süratli şutlarla rakip kaleyi yokluyordu. Orhan yaygın savaş teknikleri uyguluyor tüm cephede izlenebiliyordu. Kadir forvette başarılı aktiviteler sergiliyor, savunmayı yıpratıyordu. 0,5 Süha ilk yarıda açılan gedikleri tereyağından kıl çeker gibi kapatıyordu.

Arkaik çağlarda oynanan bu futbol maçı 7-6 skorla Bamsı Beyrek’in olurken, Deli Dumrul şimdiden bir sonraki maçın stratejisini oluşturmaya başlıyordu. Ey kudretli Şaman öğret bize: Hesap etmeden vermeyi, Yaralarımıza aldırmadan savaşmayı, Hiç dinlenmeden çalışmayı. Horosan Erenlerinin bir sonraki futbol maçında görüşmek üzere diyor, hepinize iyi haftalar diliyoruz.

5 Nisan 2011 Salı

Nemfoman Bir Kadının Günlüğü / Gerçek Bir Yaşam Öyküsü

Valerie Tasso
Koridor Yayıncılık

Nemfoman Bir Kadının Günlüğü iyi bir aileden gelme, işletme mezunu, başından geçen cinsel ilişkiler dolayısıyla yaşadığı önemli dönüşümü anlatan Fransız bir kadının dokunaklı hikâyesi: Mezarlıkta mezar kazıcılar ile, Coca-Cola şişesine aşırı tutkun bir Arap ile, ahlaksız bir polis ile, aklınıza gelmeyecek yerlerde herhangi bir yabancı ile... Bu kadın, bir insanın sahip olabileceği en üst düzey özgürlüğü kullanarak her türlü deneyimi yaşıyor. O kadar büyük bir özgürlük ki, ne kendinize yakıştırırsınız, ne gerekli görürsünüz.

Kendine has ilişki tarzı onu, psikolojik baskısına maruz kalacağı komplocu bir adam ile sorgusuz sualsiz bir maceraya itiyor. Sonrasında hem bu acıya katlanabilmek için, hem de sınırını göremediği merakını tatmin etmek için yüksek sınıfa hizmet veren bir randevu evinde hayat kadınlığı yapmaya başlıyor. Orada erkeklerin zayıflığını, savunmasızlığını görüyor: Şöhretli adamlar, işadamları, siyasetçiler... Tüm bu erkekler onun kendisini ifade etmek için bildiği iki dile olan hevesini korumasını sağlayacaklar: Vücut dili ve yazı dili.

Herkese hitap eden bir kitap. Samimi, lafıni sakınmayan, cinselliğin o bilinen yoldan konuşulmadığı, sevginin cehennemin dibinde bile bulunabileceğini gösteren bir kitap.

Eksik kusur kalmamak için iki yakam bu cihanda bir araya geldide aldım kitabı ve okudum. Antropologlar da çok ilgileniyor bu konularla. Evlilik ve Ahlak kitabında Bertrand Russell tek eşli ataerkil ailelerin toplumlarda güç kazanmaya başlaması ile birlikte Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi büyük aşkların yaşanma olasılıklarının kısıtlandığından dem vuruyordu. Bende hiç yaşayamadım böyle bir aşk. Demek ki üstat doğru söylemiş.

Bazi ünlülerimiz iiçnde Nemfoman söylentisi var. Bu söylentiler kulaktan kulağa, sehir efsaneleri gibi dallanıp budaklanıyor. Şimdi burada isim verip zan altında birakmayayım insanları. Birileri dedikodu yapıyor, biz de inanıyoruz. Sanki meclislerinde bulunduk, birinci gözden şahitiz. Çekemeyenler iftira atıyor olsa gerek.

Nemfomanlık bir hastalık, evlerden ırak olsun gözüm.

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz demişler. Bize de yalnızlığımızı paylaşacak faniler nasip eyle Yüce Rabbim. Ama tek atımlık çıtırlardan olmasın ama...

4 Nisan 2011 Pazartesi

Plushenko vs. Yagudin

Evgeni Plushenko'dan tüm zamanların en komik gösterisi. Buz pateninin pro'ları neler yapıyor bir bakalım istedik.


Yarışmalar da bakıyorumda dereceye oynayan yarışmacılar bile gösterilerinde düşüyorlar, denge sorunu yaşıyorlar. Katarina Witt, Jayne Torvill-Christopher Dean zamanlarında ben yarışmacıların en ufak denge sorunu yaşadıklarını hatırlamıyorum.

Alexei Yagudin'e konu gelince o zaman Demir Maskeli Adam diyoruz. Erkekler ve bayanlar tarihinde en yüksek puan alan gösteridir. Özellikle kılıçla düello canlandırmaları ve buz üstünde imkansız denilecek ayak hareketleri ile Plushenko'yu geçmişti.

1 Nisan 2011 Cuma

Lületaşı ve Cam: Eskişehir















Çok Sesli Müzik Tek Sesli Müzikten Evladır

Çok sesli ve tek sesli müzik ayrımını küçükken pek yapamazdım. Hala da ayrım yapamıyorum ya neyse. TRT'de severek izlerdim konserleri. Klarnette Mustafa Kandıralı, kanunda Çoskun Erdem, Darbukada Güngör Hoşses ve diğer arkadaşları olurdu. Büyüklerimiz derlerdi tek sesli müzik yapıyorlar. Ben ne tek seslisi ya kaç tane ayrı çalgı var, bal gibi çok sesli işte derdim içimden. Kemanı var, kanunu var, yaylı tamburu, udu, darbukası envai çeşit.

Sonradan baktım ki hakikatten tek sesliymiş Klasik Türk Müziği. Genelde de Tek Sesli yapılar hakim bizde. Hicaz, Kürdili-Hicazkar, Nihavend, Rast, Uşşak ve diğerleri gibi. Mozart, Bethoveen gibi klasik müziklerde, Rock müziğinde, aynı anda farklı ritim ve notada çoklu ses harmoni içinde çalınıyor. Zor bir müzik türü olmalı. O kadar farklı sesi uyum içinde bir araya getirmek hüner ister. Çok sesli müzik kim ne derse desin daha çağdaş bir formdur.

Cumhuriyet öncesi toplum çok eşli evlilik yapıp tek sesli müzik dinlemeye alışmıştı, ancak Cumhuriyetten sonra tek eşli evlilik yapıp çok sesli müzik dinlemeye başladı insanlar. Bu da ilginç bir yaklaşım. En çok dinlenilen bestelerden biride Itri'nin bestelediği Veda Hutbesi- Allahümme Salli'dir. Led Zeppelin'in Kashmir şarkısıda en çok uyarlaması yapilan şarkı olmalı.

Boney M'in Rasputin şarkısı Katibim şarkısının bazı ezgilerini de içermektedir.

Demokratik olsun, çok sesli olsun.

31 Mart 2011 Perşembe

Yeraltı Edebiyatı

Beyaz Zenciler
Ingvar Ambjörnsen
Ayrıntı Yayınları / Yeraltı Edebiyatı Dizisi


Asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
küfürbazların,
günahkarların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların…
dili, sesi
Yeraltı Edebiyatı…

Ayrıntı Yayınları'nın Yeraltı Edebiyat seçkisi bu satırlarla başlıyor. Ingvar Ambjörnsen'in Beyaz Zenciler kitabında hayata tutunamayanlar gayet güzel işlenmiş. Aslında hepimiz hayata tutunmakta güçlük çekiyoruz. O nedenle kendinizden de bir şeyler bulabilirsiniz bu kitapta.

Kaybedenler konusunda Samuel Beckett en güzelini söylemiş:

"hep denedin.
hep yenildin.
olsun.
yine dene.
yine yenil.
daha iyi yenil." 

Siz siz olun denemekten asla vazgeçmeyin. Tekrar tekrar denemekle, tekrar tekrar yenilmekle bir süreç yaşanıyor. Önemli olan da bu sayısız denemelerin bizlere getirdiği katkılardır. Marifet yenmek yenilmek değil, insan kalabilmek elbette. Çoşkuyu, isteği kaybetmemek, at kıçına yapışan sinek gibi sımsıkı sarılmak hayata, sonuç ne olursa olsun.

Nordic Walking

Nordic Walking denen yürüyüş biçimine Sarıgerme Aldiana'da rastlamıştım. Normal bildiğimiz yürüyüşün ellerde kayak sopası ile yapılanı. Ankara'da Finlandiya'lı Büyükelçi bu sporu yapıyormuş. Bu spor Finlandiya'da ortaya çıkmış ve pek yakında dünyanın her tarafına yayılacakmış. Vücudun alt kısmını da, üst kısmını da eşit olarak çalıştırıp, uzun yürüyüş adımları sağlayıp, daha fazla enerji yakılmasını sağlıyormuş. Yabancı ad ya Nordic Walking ilgimizi çekiyor hemen. Yoksa Anadolu’da bizim sığırtmaçlar, çobanlar yüzlerce yıldır ellerinde değnekle yürüyorlar zaten. Yeni değil ki bu spor bizde. Biz onu bunu bilmeyiz. Bir bildiğimiz Walking Like An Egyptian ile Moonwalker'dır. Gerisi hikayedir. Doğa ile iç içe olmak için yürüyüşlerde bir koltuk altına kuzu, bir koltuk altına oğlak alırsanız yürüyüşlerde hem spor yapmış olursunuz hem de arada onları besler, iyilik etmiş olursunuz. Çok sıcak kanlılar, kayak sopaları gibi değiller.

Abb shaper'lar, taibo'lar, bilimum eksantrik uçarılıklar. Esir almışlar hepimizi. Bu ürünlerin reklamlarında önceki hali göbekli, kullandıktan sonraki hali kaslı biri olur daima. Ama sen alıp kullanmaya başlarsan o kaslara ulaşmak için yüzlerce yıl yırtınırsın. Fine tunning modundan ayar olmamak için sporlu günler sizlerin olsun.