9 Temmuz 2021 Cuma

Gözüm Sakarya da, kulağım İnebolu’da.

 

Ay kocaman at kara

Torbamda zeytin kara

Bilirim de yolları

Varamam Kurtuba'ya

FEDERICO GARCIA LORCA


"A sunset is nothing more and nothing less than the backside of a sunrise." / "Bir gün batımı, güneşin doğuşunun arka yüzünden daha fazlası değildir."

 

Karada yaşamayı öğrenen balık boğulup gitmişti yağmur yağınca.

 

Yeterince beklersen her şey geçer. Beklemeye alışırsan senden de geçer.

 

Sevdiğine ettiğin naz kadar değil zalime edebildiğin itiraz kadarsın. Uğrunda bir kere de olsa edebildiğin dövüş, sevgiline verebildiğin öpüş, birilerine kurdurabildiğin düş kadarsın.

 

Dünyaya tortullar tabakalar yarlar gerektir.

İçerde çok yanmışa dışarda karlar gerektir.

 

Sevmeyi bilen, bir yolunu bulur yaşamanın da…

 

“Navigation ist, wenn man trotzdem ankommt.”  / “Denizcilik, her şeye rağmen menzile varmaktır.” Alman Denizci Özdeyişi


Claude Monet: The Truth of Nature



                  Salacak Sahilinde Yelkenli Mavnalar, 1933 - Nazmi Ziya Güran

20 Nisan 2021 Salı

Gafile kelam, nafile kelam / Ağzınla kuş tutsan nafile






 

Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında

Yekpare, geniş bir anın

Parçalanmaz akışında

 

-Ahmet Hamdi Tanpınar

Se ti sabir

Ti respondir;

Se non sabir,

Tazir, tazir.

 

Eğer biliyorsan

Cevap ver;

Bilmiyorsan,

Sus, sus.

 

Akdeniz Lingua Franca

Tiramola – Tire e Molla “Çekmek ve Bırakmak”

Funda Bismillah

Funda – Fonda Çapa – Dip

Gurçata – crocetta

MOB (Man Overboard) Denize adam düştü!

 

İçinde bir kavga olduğu belliydi. Ama zihni henüz bu kavgaya karışmıyordu.

-Oblomov, Ivan Gonçarov

 

Olsun, en azından güzel günler de bizi göremeyecek.

 

İnsanın kendisini gerçekleştiremediği bir ömürden daha büyük bir sosyal felaket olamaz.

 

Hiçbirimiz bir ada değiliz, çünkü biz, hayatın şiddetli fırtınaları ve ayın ışığıyla hareket eden okyanusuz.

 

Dün öyleydi, bugün de öyle: Birçok yükseğe kurulmuş koltuğu işgal eden: The Hollow Men – içi oyuk adamlar.

 

Kainatta zaman yoktur. Devirler vardır.

 

 

https://www.youtube.com/watch?v=jxGA0Zmv-pY&list=PLvFtizGQWN68K0iTxorxKVle8LjW9Vytc&index=64

 

Hayatın gözyaşlarının yağmur damlası

geç kaldığın zaman göz kapaklarımda

ve yalnızlık sel

içimdeki sefalet

İstersen beni tekrar öldür

iki can için ben

sana söylemiştim

nasıl seveceğim

Tekrar istersen öldür beni

benim tatlı bıçaklarım

Seni tekrar elde etmeyi özlüyorum

Gün gelir gün gelir gün

ve kalbim kırıldı

nereye gidiyorsun diye soruyor

ve bir bardak gibi kırılır

Gün gelir gün gelir gün

ve her şey geri döneceğini söylüyor

onun kırık parçaları

yeniden eklemek

Sen özlüyorsun ve bu hayat

Nabız olmadan ölü görünüyor

geri gel ve yapabilirsen söyle bana

muhtemelen geri dönmeyeceksin

İstersen beni tekrar öldür

iki can için ben

sana söylemiştim

nasıl seveceğim ...

 

6 Şubat 2021 Cumartesi

Sabırla Koruk Helva, Dut Yaprağı Atlas Olur / Bol Bol Yiyen, Bel Bel Bakar

 


Dünyaya indiğim ipin son lifi de

Koptu kopuyor rüyanın bitişinde,

hayret!

hayat varmış,

çamurdanmış,

asfalt yolun kenarında kalmış.

         -Dündar Hızal

 

ÖMRÜM

Hangi ırmaktan akıyor yüreğinin bozaran sevdası

Hangi kolunda köprüsü var gecenin

Bir ucunda puslu gök bir ucunda sazlık, hasretle bilenen

Aynı ürperti aynı heyecan

Sensin boyun eğen acıya

Gizlenmez yaraları taşırken bedenin

Ömrümün genç yarısına

       -Kaan İNCE

 

-----------------

Hükümdar yol vermeden eşkıya kervan basamaz - Şirazlı Sadi

 

Boşlukta, arafta kaldık. Suya ne batan, ne çıkan yarı dolu leğen gibiyiz. Tıngır tıngır salınıyoruz denizin üstünde.

 

Sonunda ortaya çıkan bir gerçek vardı bir zamanlar; o yok artık işte.

 

Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı. – Franz Kafka

 

Bazı insanlar nereye gitse mutluluk getirir, bazılarıysa ne zaman gitse. – Oscar Wilde

 

Yaşamayı bilmeyen kimseler her nedense, ölmeyi de bilmiyorlar.

 

The person who lifts this sword out of the stone will rule all of Britain. -King Arthur

 

Gabriel Garica Marquez; şöyle diyor: “Bana öyle geliyor ki, bir yazarı cennet ya da cehennemde yaşama ikilemiyle yüz yüze getirirseniz, cehennemi seçer... Orada daha çok edebî malzeme bulur.”

“Edebiyat söz konusu olduğunda Karayip sahili yoktur. Edebiyat hayattan koparılıp kapalı çevrelere tıkıldığında bir uçurum açılır ve o uçurumu taşralılar doldurur... Retoriğe dönüştürerek edebiyatı kurtarırlar.”

 

Kuruşumuz, duruşumuzu bozmasın canlar. Tefekkür, iç gözlem ve öz analiz yoldaşımız olsun.

Karakolda Doğru Söyler Mahkemede Şaşar / Tek Ülke Tek Anayasa Tek Yazgı

 n’olur uyuma. yağmur. sakin sakin. ara ara yağıyor

uyuma! her şey, artık tüccarların elinde.

biz seninle kışa girmiş iki sardunya gibi

oturacağız, bekleyeceğiz, n’olur uyuma!

 

uyuma!

                                -Birhan Keskin


Görünmez rüzgarın ile bizi alemden süpürürsün , hatırla Rabbim nasılda sık unutulursun.

The wind invisible sweeps us through the world. Remember God so much that you are forgotten."

 

"wenn es einen gott gibt muß er mich um verzeihung bitten."

"if there is a god, he will have to beg for my forgiveness,"

"eğer bir tanrı varsa onu affetmem için yalvarmak zorunda."

 

Arkandan konuşulmasından daha kötüsü, arkandan konuşulmamasıdır. -Oscar Wilde

 

Beethoven tezatların insanıydı. En güçlü bestelerini sağırken, neşeyi betimleyen yapıtlarını ise mutluluktan en uzak olduğu dönemde üretti.

 

Güneşin altında güneşin yön değiştirişine göre yönünüzü tayin ediyorsunuz ya iş te o zaman insan yaşadığını anlıyor. – Bir Yörük Kadını

 

Dünyayı sırtıma yüklesem de sizi hiç bırakmadım. - Atlas   

 

Ortada böbürleneceğim bir soyadı kalmadığında kendime ‘Nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘Nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.

 

Bunca birikmiş işlerim varken

Zamanım yok, cenazeme gidemem

Nikahlarıma da hep böyle geç kalırdım

Kalsın yarına, bugün ölemem.

– Aziz Nesin

 

Bir ateş düştüğünde nasıl bir anda yayılır bilir misin? Yardıma koşarmış gibi yapanlar büyütür ateşi.

 

“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte… İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması… Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”

-Şükrü Erbaş


30 Kasım 2020 Pazartesi

Eşşeği bol olan yerin semercisi sarayda yaşarmış.

 Blues

Yağmurdan kaçarken taşa tutuldum

Dönüp bakamadım bile

Şimdi kendi içine yağan bir bulutum

Kağıtlar yeşeriyor toprak yerine

 

Saçlarımı uzattım, aynayı kırdım

Deri ceketimi çıkardım sandıktan

Cebimde 20 yıl önceki sevgilimin resmi

O mu büyüdü, ben mi yaşlandım?

 

Gümüş tabakamı, köstekli saatimi

Bir blues ritmiyle kullanıyorum

Her sabah yeniden uyansam da

Naftalinli bir gençlik bu yaşadığım

 

İpsiz ruhum, sarsak, serseri

Otobanlarda sırtında heybesiyle

Cafelerde tuborg bira ve patates cipsiyle

Durdun bir yerde, çağını bekliyorsun

-Ahmet Erhan

 

---------------------------------------

Yalnız kalacak kadar haklı olma.

 

Suriyeli müzisyenlerin mülteci makamı: “Kıyılarınıza, kumsala, plajlarınıza cesetlerimiz vurduysa, özür dileriz.”

 

Hiç kimse ilk dizeyi yazmadan bir şiiri bitiremez.

 

Herkes uyurken uyanık olma da bir güçtür ama yapayalnız…

 

Emekliliğe ayrılan yakuzalar genelde kumaş pantolonun üzerine boğazlı kazak giyerler. Sumo güreşlerini izlemeye giderler.

 

Aşk olsun, ant olsun, can olsun.

 

Yalvaç kendisine kitap gönderilmiş peygamber,elçi. Isparta'nın bir ilçesi.

 

İhaneti severim ama hainlerden nefret ederim. /  

This principle is old, but true as fate, kings may love treason, but the traitor hate.

-Julius Caesar

 

Sonradan helal etmeyeceğin hiçbir şeyi ikram etme can. Çayını da, ömrünü de…

 

Maverick: Sahipsiz buzağı, damgalanmamış dana, başına buyruk tip.



Don Kişot olmak için yola çıkan pek çok insan evine Sancho Panza olarak döndü - Bir İspanyol Atasözü

 

fonda chopin çalarken şiirlerin başka güzel oluyor be…

https://www.youtube.com/watch?v=9E6b3swbnWg

 

radyo oyunlarına benzer insan hayatı

hep arkası yarın! arkası yarın! arkası yarın!

sanki hep arkalarda kalmışçasına yarın!

sanki hep arkalarda kalması gerekirmişçesine yarın

bölük pörçük yaşanırken aşklar, acılar, nefretler

başka insanların dillerinde, başka oyuncuların yeteneğinde

radyo oyunlarına benzer insan hayatı

efektler kimin elinden, seslendirenler kim, konu ne

bir dinleyici gibi oturursunuz kendi hayatınızın önüne

meraklanırsanız, heyecanlanırsınız, sinirlenirsiniz de

oysa kahramanı olduğunuz oyunda

habersizken olanlardan, olacaklardan

ağlarken ince ince siz, titrerken yarım yarım..

radyo oyunlarına benzer insan hayatı

hep

arkası yarın!

arkası yarın!

arkası yarın!

-Küçük İskender

------------------

kırk yılda bir gelişin sık sık yaşanır sensiz


“Ey dil hele alemde bir adam yoğ imiş

var ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş

gam çekme hakikatte eğer arif isen

farz eyle ki el’an yine alem yoğ imiş..”

 

Anlamı en kısa şekliyle şuna geliyor: Bu alemde adam gibi bir adam yok imiş, adamdan anlayan da yok imiş, gam çekme, farz et ki Nefi, dünya diye bir şey zaten hiç olmamış, yok imiş. Ahlak yoksa adam yoksa zaten dünya da yoktur. Varsın insanda olmasın.

 

“Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir.” -Henry David Thoreau

 

The world's mine oyster, which I with sword will open. -Shakespeare

19 Ağustos 2020 Çarşamba

Toplumların Saf Olmaya İhtiyaçları Var

İletişim Yayınları Dünya Edebiyatı serisinin 217. Görülmeyen Adam (Invisible Man) kitabında Ralph Ellison Afrika kökenli isimsiz bir Amerikalının Güney Carolina’da bir kolejden başlayıp Harlem’e uzanan Amerikan toplumundan ayrı düşmüş küskün bir mülteci olma hikayesini anlatıyor. Ellison bize ne düşünmemiz gerektiğini söylemiyor, olayları isimsiz kahramanın gözünden anlatmakla yetiniyor. Çok kültürlü, çok uluslu Amerika’nın derin problemine yakından şahitlik ediyoruz.

Görülmezliğini fark edinceye kadar canlı olmadığı iddiasında bir genç adam. Fonda Louis Armstrong’tan

Ne yaptım ben

Bu kadar kara

Ve bu kadar hüzünlü olmak için?

şarkısını dinliyor. Kulaklarında büyük babasının “başın aslanın ağzında yaşa onlarla uyum içinde ol ve savaşı sonuna kadar götür” sözleri.

Zengin Beyazları eğlendirmek için gözleri kapalı çoklu dövüşle başlayan kolej serüveni, Harlem’de boya fabrikasında iş bulması ile devam ediyor. Boya fabrikası “Amerika’yı Özgürlük Boyaları ile Saf Tutun” mesajı veriyor. Toplumların gerçekten saf olmaya ihtiyaçları var. Saf toplumları bulmak tarih boyunca her zaman çok ender olmuştur. Beyaz boya ile saflık kolayca sağlanabilse keşke. Biliyoruz ki insanlık belli bir yenilgi karşısında oynamaya devam ederek kazanılıyor. Saflık için birlikte çaba harcamaya devam etmeliyiz.

Kitabın kapağında siyah kültürün ve yaşamının karmaşıklığını ve çok yönlü doğasını anlatan, Harlem Rönesansı Hareketine mensup Amerikalı sanatçı Archibald J. Motley’in “The Jockey Club” eserini görüyoruz.


ARCHIBALD J. MOTLEY JR.
barbecue, 1934